CEMAATLE NAMAZDA SAF BAĞLAMAK VE TERTİBİ

ARAFAT VAKFASI NASIL DEĞERLENDİRİLMELİ?
2 Eylül 2019
İNSAN VE İKİ ÂLEMDE MUTLULUĞU
3 Eylül 2019

İslam Dini’nde cemaatle namaz kılmak farz-ı kifaye olarak değerlendirilir. Cemaatle namazın önemine binaen: “Cemaatten sadece münafık olduğu açıkça bilinen birileri geri kalır,” denmiştir.

Ayrıca da: “Bir âlimin peşinde kılınan namaz, Peygamberin peşinde kılınan namaz gibidir,”denmiştir. Resulullah (s.a.v.): “Cemaat arasından aklı, ahlakı yerinde olanlar benim arkamda yer alsın!” buyurmuştur.

Cemaatle namazda imamın arkasına namaz kıldırmaya ehil olan birilerinin durması da tavsiye edilmiştir. Bununla alakalı olarak ashabdan Ubey bin Ka’b, namaz esnasında ehil olmayan birisini Resulullah’ın arkasında yer aldığını görünce, onun yakasından tutarak: “Sen ne zaman oraya durmaya hak kazandın,” diyerek geri çekmiş ve kendisi geçmiştir.

Cemaatle namaz esnasında imamın arkasına hasbelkader durmuş birileri, bilahare yaşlı ve ilim sahibi birinin geldiğini gördüğünde kendisinin çekilip onlara yer vermesi tavsiye edilmiştir.

Saf bağlandıktan sonra gelen birine yer vermek üzere sıkışmak da yasak olmadığı gibi belki de isabetlidir.

Resulullah (s.a.v.): “Safları düzeltin, omuzlar hizaya gelsin, yanınızdakine sertlik göstermeyin, aranızda şeytan için boşluk bırakmayın, hayırlınız yanındakine yumuşak davrananızdır. Her kim saf ile beraber olursa Allah onunla beraber olur; her kim de saftan koparsa Allah da ondan kopar,” buyurmuştur. Bu tavsiyeler müminlerin tertipli, düzenli olmalarını ve dayanışmalarını teşvik ve tavsiye eden umdelerdir.

Müslüman, ibadetini dininden öğrenmelidir ve ibadetlerin tamamı ise rivayete bağlıdır. İbadetler dirayetle olmaz. Bu ölçü baz alındığında, imama iktida eden (uyan) bir kişi ise imamın sağ tarafında ve ayak parmakları imamın ayağından biraz geride olmak üzere yer almalıdır. İmama uyan iki kişi ise imamın birer tarafında değil imamın arkasında ve yan yana durarak saf tutmalıdır. Binaenaleyh, mazeret olmadıkça cemaat imamın hizasında saf tutmamalı; imamın arkasında saf olunmalıdır. Birinci safta boşluk varken ikinci saf oluşturulmamalıdır. Birinci saftan sonra teşkil edilecek saflar da imamın arka hizasından başlatılmalıdır; kenarlardan saflar oluşturulmamalıdır.

Cemaatte kadın varsa Hanefi Mezhebine göre erkeklerin hizasına gelmeyecek biçimde geride yer almalıdır. Aksi halde erkeklerin namazı bozulur. Cemaatte çocuklar varsa, erkeklerle kadınlar arasında yer almalıdır. İmam da bunlara itina göstermeli ve gereken uyarıları yapmalıdır.

Saf düzeni önemlidir. Şöyle ki;  sahabeden Ebu Berke, bir gün camiye cemaat namaza durduktan sonra gelir; tam o sırada Resulullah(s.a.v.)’in Rükû’a vardığını görür. Rükû’u ve rekatı kaçırmamak için hemen olduğu yerde iktida eder (imama uyar) ve tekbir getirerek rükû’a varır ve namazı cemaatle kılar. Bunu fark eden Resulullah (s.a.v.):

“Kim idi o geriden gelen?” der.

Ebu Bekre: “Ben idim Ya Resulallah! Cemaatin faziletini kaçırmayayım diye acele ettim,” der.

Bunun üzerine Reslullah (s.a.v.): “Allah, hırsını arttırsın; bir daha yapma!” der. Bu uyarıda Resulullah (s.a.v.) bir taraftan du’a ediyor: “Allah dini hassasiyetini arttırsın, sevgin devam etsin,” diyor. Diğer taraftan da yaptığı işin doğru ve isabetli olmadığını öğretiyor. Namazın iadesini istemediğine göre de kılınan namazın caiz görüldüğü anlaşılıyor.

Ashabdan, Vabisa’nın rivayetine göre Resulullah bir gün camide, safın gerisinde namaz kılan birisini görüyor ve namazı bitinceye kadar bekledikten sonra: “Safın gerisinde tek başına namaz kılmak yok; namazını iade et,” diyor. Dikkat edileceği üzere Resulullah (s.a.v.), birinci kişi için: “İade et,” dememişti. Fakat ikincisi için iade etmesini emrediyor.

Bu hadiselerden yola çıkarak, “Safın gerisinde tek başına namaz kılan birinin namazının sahih olup olmadığı” hususunda fukaha ihtilaf etmiştir. Ahmed bin Hambel, Naha’î, İshak, Hasan bin Salih, Hammad, İbni Ebi Leyla ve diğer bazıları, Safın gerisinde tek başına kılınan namazın batıl olduğunu söylediler. Hasan El Basri, Malik, Şafi’î ve diğer bazıları da:”Caizdir,” dediler.

Bunların hadisten delil getirmeleri de farklıdır. “Namaz batıldır” diyenler: “Resulullah (s.a.v.) iadesini emrettiğine göre namaz batıldır” dediler. “Ebü Bekre’nin namazını iade ettirmemesi, onun namazından bir kısmını cemaatle kılmış ve cemaatın faziletinden faydalanmıştı, bir daha iade etse o fazileti kalkacaktı, onun için ona iadesini söylemedi,” dediler.

Namazı caiz görenler ise: “Namazın rükünlerinde bir eksiklik yok, fazilet farkı var. Fazileti terk etmiş olur, ama namaz sahihtir,” dediler. “Anadan olmasa da kârdan zarar var,” dediler.

Bu görüşler bir arada değerlendirildiğinde şöyle bir sonuca varılır: Safın gerisinde tek başına kılınan namaz, namaz olarak sahihtir, ancak faziletten mahrumdur.

Bir şair: “Bir şeyi tam olarak yapmak mümkün iken eksiğine razı olmak en büyük ayıptır,” der. O halde namaz gibi dinin direği olan bir ibadeti tam olarak yapma imkânı varken eksiğine razı olmak büyük kayıptır ve akıllıca bir tutum değildir.

Burada hülasa ettiğimiz konu yukarıda zikredilen hadis kitaplarına ilaveten şu kaynaklardan derlenmiştir: Buhari, Taberi, İbni Şeyban, Fethül Bari, Bulugul Meram,Tahtavî.

Fıkıh kitaplarımızdan da: Bahrur Raik, Fethül Kadir, Bedai’us-Sanayi, İ’laüs-Sünen, Subulüs-Selam, Minhatülhâlik, El-Fıkhul İslami ve diğer bazı kaynaklardan alınmıştır.

Yani mesele hükme bağlandı, karar yerini buldu.

Bazı camilerimizde tatbikatta gördüğüm eksiklikler dolayısıyla bunların yazılmasını lüzumlu gördüm. Tekrar edeyim: Dini bilgiler ve ibadetler halk arasındaki uygulamalardan değil de sağlam ve güvenilir dini kaynaklardan alınmalıdır!

Allah’ın selamı hidayet yolunda olanlar üzerine olsun!

19 / 6 / 2012
Selahaddin KİP

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Bu içerik korunmaktadır!